|
Cuma, 03 Eylül 2010 12:55 |
|
Zamanlar kendilerinde meydana gelen önemli olaylarla değer kazanırlar. Allah’ın insanlığa son mesaj olarak gönderdiği Kur’an-ı Kerim’in ramazan ayında ve Kadir Gecesi’nde indirilmesi ramazan ayına ve özelde Kadir Gecesi’ne ayrı bir mana ve kıymet kazandırmıştır. Yüce Rabbimiz “on bir ayın sultanı” mübarek ramazan ayında, bireysel ve toplumsal yaşantımıza, yani dünya hayatımıza yönelik maddi ve manevi bereketler ihsan ettiği gibi, ahiretteki kurtuluşumuza yönelik büyük fırsatlar da bahşetmiştir. Bu fırsatların başında Yüce Allah'ın kendi kitabında "bin aydan daha hayırlı" olarak zikrettiği Kadir Gecesi gelmektedir.
Anlam olarak “Kadir”; değer, kıymet ve itibar demektir. Bu geceye Kadir Gecesi denilmesi onun şeref ve kıymetinden dolayıdır. Yüce Rabbimiz Kur'an’da Kadir Gecesi'ne bir tam sure (Kadir Suresi) ayırmıştır. Surede mealen şöyle buyrulmaktadır: “Şüphesiz, biz Kur’an’ı Kadir Gecesi’nde indirdik. Kadir Gecesi’nin ne olduğunu bilir misin? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” (Kadr, 1-5)
Kadir Gecesi ile ilgili Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Kadir Gecesi’ni ramazanın son on gününün tek gecelerinde arayınız.” (Buhari, Leyletü’l-Kadr, 3)
|
|
Devamını oku...
|
|
|
RAMAZAN AYI ve SOSYAL YARDIMLAŞMA |
|
|
|
|
Salı, 31 Ağustos 2010 11:07 |
|
RAMAZAN AYI ve SOSYAL YARDIMLAŞMA
A.Kadir ÇAKIL
Manyas Müftüsü
Son din olan İslam, bütün insanlığa gönderilmiştir. Sosyal bir din olarak da her kesimiyle insanlığın huzur ve mutluluğunu sağlayacak kuralları koymuştur. Bu kurallar ibadet niyetiyle yapılır. Malının zekatını vermek, Ramazanda kişi başına verilen fıtır sadakası ve kurban kesmek gibi ibadetler, İslam’ın sosyal yardımlaşma amaçlı koyduğu kurallardır. Fıtır Sadakasının Ramazan ayında uygulanması, yapılan ibadetlerin sevabının çokluğu nedeniyle genellikle zekat ibadetinin de bu ay da yerine getirilmesi ve Ramazanda muhtaçlara iftar ettirmenin fazileti sebebiyle sosyal yardımlaşma açısından Ramazan ayının önemi daha da artmaktadır.
Allahü Teala biz insanları çeşitli durum ve konumlarda yaratmıştır. Kadın-erkek, zengin-fakir, amir-memur, patron-işçi, doğulu-batılı, siyah-beyaz istediğiniz kadar sayabilirsiniz; herkes ayrı cins, renk, yer ve konumda yaratılmıştır. Hangi cinsten, hangi renkten, milletten ve nerede yaratılacağı kişilerin kendi tercihi değildir. Yüce Rabbimiz, nasıl takdir ettiyse, öyle yaratmıştır. Öyle ise buna saygı duymak ve bu durumu kabullenmekten başka çaremiz yok. Hiç kimsenin itiraz hakkı var mı? O halde birbirimizi olduğumuz gibi kabul etmek, birbirimizle karşılıklı sevgi, saygı ve hoşgörü içinde geçinmenin yollarını bulmamız gerekiyor. Allah, herkesi farklı yarattığı gibi, herkese yetecek kadar nimet de yaratmıştır. Bu nimetlerden kimsenin hakkına girmeden, israf da etmeden en iyi bir şekilde yararlanmamızı istemiştir. Hatta Peygamber Efendimiz;” Allah verdiği nimetlerin eserini kulunun üzerinde görmekten hoşlanır.” buyurmuştur.
|
|
Devamını oku...
|
|
Salı, 31 Ağustos 2010 10:54 |
|
İlçemiz Müftüsü Abdulkadir ÇAKIL'ın ramazan ayı mesajı;
RAHMET AYININ ARDINDAN
Rahmet ve bereket ayı olan Ramazan-ı Şerifi dolu dolu yaşadık ve sonuna geldik. Bu mübarek ay bütün güzelliğiyle bizleri sarmaladı. Nefsimizde, evimizde, camilerimizde, her yerde bunları hissettik. Sofralarımız bereketlendi. Okuduğumuz Kur’an hatimleri evlerimizi harabe olmaktan kurtardı. Hanelerimiz nurla doldu. Ruhlarımız günahların kir ve paslarından arınarak güzelleşti. Manevi duygularımız ziyadeleşti.
Allah Resulünün sözü ile Ramazan ayı, mağfiret ayıdır. Kul olarak bizlerin yıl içinde dünyevi hırs ve meşguliyetlerle işlemiş olduğumuz günahlardan kurtulacağımız bir aydır. Peygamber Efendimiz (s.a.v):”Ramazan-ı Şerif; evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu günahlardan kurtuluş ayıdır.” buyuruyor. Mevla’m güzel sonuçlar elde etmeyi nasip etsin. Şimdi Ramazan-ı Şerifte kazandığımız güzel duygularımızı ve alışkanlıklarımızı nasıl koruyabiliriz, nasıl devam ettirebiliriz, nasıl kalıcı hale getirebiliriz, bunları düşünmemiz gerekiyor. Maneviyatımızın sağlam olması, nefsimizin esiri olmamak ve gaflete düşmemek için, dinen uyanık olmak gerekiyor. Kulluk bilincini yitirmemek, nefsin ateşinde kavrulmamak, dünyanın bin bir çeşit dert ve kederiyle sağa sola savrulmamak için manen dinamik olmak gerekiyor. Unutmamak lazımdır ki, nefis daima kötülüğü emredicidir. Nefsimizi kendi başına bırakmamak, devamlı gemlemek gerekiyor. Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v); beni bir an bile nefsime bırakma Ya Rabbi, diye devamlı dua ediyor. Bir de Peygamberimizin şu duası benim çok dikkatimi çekiyor. Şöyle dua ediyor Efendimiz(s.a.v):”Allahım, seni daima hatırlamam (seni zikretmem) sana şükrümü eda etmem ve sana karşı ibadetlerimi güzel yapmam konusunda bana yardım et.” Demek ki sahip olduğumuz dini kazanım ve duyguları devam ettirebilmek için de yine dua etmek lazım.
Malumunuzdur ki Ramazan ayı, Kur’an ayıdır. Kur’an’ın yeryüzüne inmeye başladığı, bütün insanlığın Kur’an’la buluşmaya başladığı mübarek aydır. Ramazanda gerek Kur’an okuyarak, gerekse mukabelelere devam ederek Kur’an’ın manevi ikliminde dolaştık. Evlerimiz, camilerimiz Kur’an’ın nuruyla aydınlandı. Gönüllerimiz Kur’an ziyafetleriyle coştu. Bu coşkuyu devam ettirebilmek, nuruyla aydınlanmaya devam edebilmek onunla bağımızı koparmamaya bağlıdır. Çünkü Kur’an, hayat kitabımızdır, hidayet rehberimizdir ve şifa kaynağımızdır. Tabii ki onunla bağını koparmayanlar için. Birçok arkadaşlarımız belki de mecburi olarak mukabele okuma zorunluluğu sebebiyle sadece Ramazan ayında Kur’an’la meşgul oluyor. Hâlbuki Müslüman olarak her zaman Kur’an-ı Kerim’le alakadar olmamız lazım. En azından camilerimiz de belirli vakitler de çeyrek veya yarım cüz okuyarak hatim yapabiliriz. Böylece Ramazan dışında da Kur’an’la ilgilenmiş olduğumuz gibi, hem de bütün yıl boyunca camilerimizde Kur’an okunmuş olur.
|
|
Devamını oku...
|
|
İmsak Vakitlerinin Belirlenmesi Usulü ile ilgili açıklama |
|
|
|
|
Cuma, 27 Ağustos 2010 14:50 |
|
İslam dininde ibadet vakitleri belirlenirken herkesin kolaylıkla tespit edebileceği bazı astronomik ve atmosferik alametler esas alınmıştır. Sabah doğu ufkunda şafağın belirmeye başlaması/fecr, güneşin doğuşu, güneşin öğleyin tepe noktasına gelip batıya meyletmeye başlaması, gölgelerin fey-i zevalden hariç bir misli veya iki misli olması, güneşin batması, batı ufkunda akşam şafağının kaybolması... gibi dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesinden kaynaklanan bu tür alametler fark edilebilir ve kişi ibadetlerini buna göre yapabilir.
Nitekim takvim ve saatin bulunmadığı dönemlerdeki uygulama böyle idi. Ancak günümüzde namaz ve imsak vakitlerinin saat ve takvimle belirlenmesinin, şafak ve fecr gibi atmosferik alametleri gözlemekten çok daha kolay hale geldiği de bir gerçektir. Özellikle şehir hayatında insanların söz konusu astronomik ve atmosferik olguları gözlemesi oldukça zordur. Ayrıca aynı yerleşim birimi veya coğrafyada yer alan Müslümanlar arasındaki birliğin sağlanması bakımından da vakitlerin hesapla belirlenmesine ihtiyaç olduğu açıktır.
Namaz ve oruç gibi ibadet vakitleri İslam fakih ve astronomlarının incelemeleri doğrultusunda asırlardır hesapla belirlenmektedir. Astronomi ilmindeki gelişmelerle günümüzde bu hesaplar daha dakik bir şekilde yapılabilmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı da, namaz ve oruç ile ilgili vakitleri hesapla belirlemektedir. Hz. Peygamberin açıklamaları ve bu bağlamda İslam âlimlerinin içtihatları, söz konusu hesaplarda esas alınacak şer’î ölçülerin temel dayanağını teşkil etmektedir.
|
|
Devamını oku...
|
|
Bilgisayar ve internet dünyasının karşı konulmaz çekiciliği |
|
|
|
|
Salı, 24 Ağustos 2010 08:01 |
|
-psiko-sosyal gelişim üzerindeki olumsuz etkileri-

Çocuk ve gençleri bilgisayar ekranı karşısına çeken en önemli içeriklerden bir diğeri, saldırganlık ve şiddetin sıkça kullanıldığı aksiyon, macera, korku ve gerilim türü programlardır. Özellikle oyun endüstrisi, çocukları ekran başına çekebilmek için her türlü yolu mübah görmektedir.
Televizyonun aksine karşılıklı iletişim imkânı tanıması açısından bilgisayar, çağımızın en güçlü kitle iletişim araçlarından biri haline gelmiştir. Kuşkusuz bilgisayarın bu güç ve etkinliği, hayatımızın her alanında kullanmayı alışkanlık haline getirdiğimiz internetten kaynaklanmaktadır. Herkesin üzerinde birleştiği bir görüş olarak günümüzde internet, bilgilenme, işlem yürütme, haberleşme, eğitim ve eğlence fonksiyonlarıyla hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Son onlu yıllardan itibaren bilgisayar, aile de dahil tüm özel ve resmi kurumlarda baş tacı konumundadır. Özellikle internet fonksiyonu aracılığıyla erişkinler için olduğu kadar çocuklar için de büyük bir eğlence, iletişim ve eğitim kaynağı olan bilgisayar kullanımı, yıllarla birlikte hızla yaygınlaşmaktadır. Yapılan araştırmalara göre dünyadaki internet kullanıcılarının sayısı, her yıl % 4 oranında artmaktadır. Türkiye’de internet kullanıcılarının sayısı yaklaşık 17 milyona ulaşmıştır. Diğer yandan internet kullanım yaşı, tüm dünyada gittikçe düşmektedir. Gelişmiş ülkelerin çoğunda internet, okul öncesi çocuklar tarafından alışkanlık düzeyinde kullanılmaktadır.
|
|
Devamını oku...
|
|
|