Bayram Namazı

Manyas İlçesi Ramazan Bayramı Namazı Vakti

09 Eylül 2010

Saat: 7:24

 

İl il Bayram Namazı vakitleri

MANYAS için namaz vakitleri
(Manyas, Balıkesir ile aynıdır)

Ayet - Hadis - Söz

“Allah’ım! Açlıktan Sana sığınırım. Çünkü açlık, ne kötü bir arkadaştır. Hainlikten Sana sığınırım. Çünkü hainlik, ne kötü bir sırdaştır.” (Ebu Davud, Salat, 367; Nesai, İstiaze, 19)

 

 

 

 

 

 

 

 

ORUÇ TUTMAMAK İÇİN YOLLAR ARAMAK İHLAS İLE BAĞDAŞMAZ PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Cuma, 13 Ağustos 2010 12:50

''İnsan kalbinden bile kötülüğü geçirmemeli. Hayaline bile oruç tutturmalıdır. Kavgadan, dövüşten, tartışmadan uzak durulmalıdır.''

 

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hamza Aktan, 'Tarım işçileri oruç tutmasın' gibi genellemelerin son derece yanlış olduğunu belirterek, "Şu kategoriye girenler oruç tutar, şu kategoriye girenler oruç tutmaz gibi bir genelleme yerine, bunu tamamen bireysel olarak görmek lazım." dedi. Bu sene, 'Denize girmek orucu bozar mı?' gibi soruların sıkca yöneltildiğini hatırlatan Aktan, oruçluyken denize girmenin tavsiye edilmediğini söyledi. Aktan, "Denize girmek mutlak orucu bozmaz. Ancak denize giren kimse su yutarsa orucu bozulur." diye konuştu.

 

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hamza Aktan, Cihan'a yaptığı açıklamada Ramazan ayının diğer aylara nispetle ibadet yoğun bir ay olduğunu, manevi atmosferinin herkesi kuşattığını söyledi. Bu ayın en göze çarpan ibadetinin de oruç olduğunu belirten Aktan, "Oruç, sabah aydınlığının başlamasından güneş batıncaya kadar devam eder. Bu arada yeme-içme ve ilişki haramdır. Mideye gıda olarak hiçbir şeyin girmemesi gerekir. Hata ile de olsa, kasıtlı da olsa (böyle bir durumda) oruç bozulur. Kasıtlı olanın orucu zaten bozulur, ama istemeyerek de olsa bir şey yutmuş olan, burundan genizine, yemek borusuna kaçmış olan herhagi bir sıvı yada benzeri sebebiyle oruç bozulur." diye konuştu.

 

İstemeyerek, kazara orucun bozulması halinde güne gün kaza yapılması gerektiğini söyleyen Aktan, "Kasten ve bir mazereti olmaksızın orucunu bozmuşsa, hem 60 gün oruç tutacak (bu onun kefareti, cezai mahiyette bir ibadetle onu telafi ediyor), bir gün de kazası yapılması lazım gelir. Yani toplam 61 gün oruç tutulmalı." dedi. Aktan, bir Ramazan'da birden fazla kez, bilerek ve mazeret olmaksızın orucun bozulması halinde ise bir kere 60 gün oruç tutulmasının yeterli olduğunun altını çizdi. Aktan, "Bıraktığı günler sayısınca da kaza yapması lazım gelir." ifadesini kullandı. Aktan, oruçlu bir kişinin, unutarak bir şeyler yiyip içmesinin ise orucu bozmadığını söyledi.

 

TARIM İŞÇİLERİ ORUÇ TUTMASIN GİBİ GENELLEMELER YANLIŞ

 

Ramazan'ın artık yaz aylarında yaşanmaya başlandığına işaret eden Aktan, bu nedenle 'çok kolaycı bazı ifadeler' duyulduğuna dikkat çekti. Aktan şöyle devam etti: " 'Sıcakta güneşin altında çalışan tarım işçileri oruç tutmasın', 'Fırında çalışan kişiler oruç tutmasınlar' gibi ifadeler oluyor. Böyle bir genelleme yanlış. Buna ruhsat var ama bunlar tamamen bireyseldir. İki kişi vardır, güneşin altında tırpanla ot biçiyorlardır. Birisi tutabilecek güçtedir, tutar. Diğeri buna tahhammül edemeyecek bir zafiyet içindedir. Israr ederse, belki sağlığı tehlikeye girecektir. Bu kişi tutmaz. Yani burada şu kategoriye girenler tutar, şu kategoriye girenler tutmaz gibi bir genelleme yerine, bunu tamamen bireysel olarak görmek lazım."

Devamını oku...
 
Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu'ndan Ramazan Mesajı PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 09 Ağustos 2010 20:16

BASIN AÇIKLAMASI (RAMAZAN)

Tarih: 09.08.2010


İradelerin merhametle eğitildiği ve özgürleştiği, ferdi hayatta dindarlığın, sosyal hayatta kaynaşma ve paylaşmanın yoğun olarak yaşandığı, Kur'an-ı Kerim'in evrensel mesajını anlamak ve içselleştirmek için daha çok okunduğu müstesna bir zaman dilimi olan Ramazan ayını 10 Ağustos Salı akşamı ilk teravih namazı kılarak idrak edeceğiz.


Bu ay, dünyanın sayısız nimetleri içinde Allah'ın lütfuna mazhar olan insanın belli bir süre zarfında bunlardan kendini uzak tutarak, bir bakıma nimetin kadrini daha yakından bildiği, muhtaçların halini anladığı ve paylaşmayı öğrendiği, rahmet ve bağışlanma mevsimidir.


Günümüzde, inanç ve ahlak değerlerimizin korunması, sağlıklı bir din anlayışının muhafaza edilerek geliştirilmesi ve kalıcı mutluluğun yakalanması açısından; nüzulünün 1400. yılını idrak ettiğimiz Kur'an-ı Kerim ve onun hayata tatbikinin en güzel örneği olan Sevgili Peygamberimizin sünneti ile sadece duygu değil, bilgi ve amel yönüyle de irtibat kurmamız, son derece önem arz etmektedir. Çünkü Kur'an ve Sünnet, Rabbimizi ve varoluşun sırrını tanıtan bir hakikat bilgisi olarak 14 asırdır bizleri korumuş, dünya hayatının engebeli yolculuğunda dimdik ayakta durmamızı ve dosdoğru yol üzere yürümemizi sağlamıştır.


Başkanlığımız, Kur’an ikliminde, ilahi kelamın esintisi ile üzerimizdeki ölü toprağını silkeleyerek dirilme, varoluşa hikmetle bakarak ve kalp gözümüzü açarak huzur bulma fırsatı veren Ramazan günlerini yurtiçinde ve yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın en iyi şekilde değerlendirebilmesine yardımcı olmak amacıyla gereken tedbirleri almıştır.

Devamını oku...
 
11 ayın sultanı 'Ramazan', 11 Ağustos'ta başlıyor PDF Yazdır e-Posta
Cuma, 06 Ağustos 2010 00:00

 

Ramazan ayının ilk teravih namazı 10 Ağustosta kılınacak, ilk iftar ise 11 Ağustos'ta yapılacak.

 

Ağustos ayına denk gelen ramazanda, oruçlu geçen süre 16 saate yaklaşacak. Bu ramazanda ilk iftar Ankara'da saat 20.01'de, İstanbul'da saat 20.18'de, İzmir'de saat 20.20'de, Çanakkalede 20.27'de, Hakkari'de ise saat 19.12'de açılacak.

Ramazan ayında ilk gün oruçlu geçen süre Ankara'da 15 saat 50 dakika, İstanbul'da 15 saat 57 dakika, İzmir'de 15 saat 40 dakika, Hakkari'de 15 saat 36 dakika, Çanakkale'de ise 15 saat 52 dakika olacak.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Ramazan hizmetleri konusunda il ve ilçe müftülüklerine genelge gönderdi. Buna göre, Ramazan boyunca sabah ezanları Diyanet Takvimi'nde gösterilen imsak vakitlerinde ve her camide aynı anda okutulacak.

Müftülükler, Ramazan ayına özel vaaz ve irşat programı hazırlayacak. Programlar, Ramazan'dan 10 gün önce Diyanet İşleri Başkanlığına gönderilecek ve başkanlık internet sitesinde yayımlanacak.

Merkezi konumdaki bazı camiler, merkezi vaaz sisteminden ayrılacak. İlahiyat fakülteleri öğretim üyeleri, eğitim merkezleri öğretmenleri, imam-hatip liseleri meslek dersleri öğretmenleri ile din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretmenleri, emekli müftü, vaiz ve liyakat sahibi imam hatiplerin bu camilerde vaaz vermeleri sağlanacak. Vaazların zamanında başlaması ve ezan vaktinde bitirilmesi konusunda gerekli dikkat gösterilecek.

Devamını oku...
 
Üç aylar ve kandiller bize ne söylüyor? PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Pazar, 01 Ağustos 2010 14:32

Yıl içinde üç aylar ve kandil geceleri Yüce Rabbimizin hesapsız rahmet, bereket, mağfiret ve merhametini biz kullarına taşıyan elçileri gibidir. Bu gecelerin taşıdığı anlam, uzun zaman yolları gözlenen, senede bir gün ya da bir ay gelip, bir süre evimize konuk olup, sonra bir dahaki yıla görüşmek umuduyla uğurladığımız bir kutlu misafir olmanın ötesinde, bir sembol olmalarında yatmaktadır. Evet, bu mübarek gün ve geceler bir şiar; bizi davet ettiği bir hakikat ve ulaştırmayı hedeflediği bir yer var. Can kulağını açanlarımıza seslenerek, âdeta bizimle şöyle konuşmaktalar:


“Sen ey insan! Asıl yolu gözlenen, umutla beklenen sen olmalısın. Kur’an-ı Kerim’deki vasıflarından biri de “sirac-ı münir/nur saçan kandil” olan Yüce nebiye iman etmiş, gönülden bağlanmış bir mümin olarak cehlin karanlığını aydınlatan kandil, susuz, çorak gönüllere yağan rahmet, güzel ahlakıyla çevresine nur saçan bir güneş sen olmalısın. Senin olmalı yetimin başını okşayan el, senin olmalı dertli yüreklere şifa sunan dil ve sen olmalısın feri kaçmış gözlere nur, gülmeyi unutmuş yüzlere sürur. Sen olmalısın kimsesizlerin kimsesi, sen olmalısın çaresizlerin çaresi. Sen olmalısın akan gözyaşlarını silen, sen olmalısın garibin halini o söylemeden bilen…


Sen olmalısın Regaip! Özlenen, rağbet edilen, değer veren ve değer verilen. Yaratılmışı yaratanından dolayı hoş gören, insanı kâinatın gözbebeği, Yüce Allah’ın en şerefli varlığı olarak bilip hürmet eden. Gelmeyene giden, aramayanı soran, vermeyene bolca ikram eden...


Sen olmalısın Miraç! Düşenler sana tutunup kalksınlar, kalkanlar ötelere seninle kanat açıp uçsunlar. Lebinden dökülen kevser olsun, her sözün bir cevher olsun. Sana gelenler sende Hz. İbrahim’in aşkını, Hz. Eyyub’un sabrını, Hz. Yusuf’un affını, Hz. Musa’nın kelamını, Hz. İsa’nın ölülere can veren nefhasını ve kâinatın medar-ı iftiharı Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.)’nın rahmet, şefkat, sehavet, adalet, kanaat ve bilcümle hüsnü hulukunu bulsun. Sana gelen miraca gider gibi gelsin, senden ayrılan miraçtan döner gibi hüzünlensin. Sen insanlığın miracı ol, namaz senin miracın olsun.

Devamını oku...
 
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU'nun Yürürlüğe Giren Teşkilat Yasası ile İlgili Açıklaması PDF Yazdır e-Posta
Cumartesi, 17 Temmuz 2010 18:49

Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunun Yürürlüğe Girmesi Münasebetiyle

 

Değerli Mesai Arkadaşlarım,

 

Teşkilatımızın Değerli Mensupları,

 

Başkanlığımız hizmetleri açısından son derece önemli olan ve 31 yıldır beklenen teşkilat yasası 01.07.2010 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmiş, 13.07.2010 tarihinde de Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Teşkilat Yasamızın hayırlı hizmetlere vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyor, bu vesileyle aşağıdaki hususları siz teşkilat mensuplarımızla paylaşmakta yarar görüyorum.

 

Yüce dinimiz İslam, tarihte ve günümüzde, doğru anlatıldığı ve anlaşıldığı sürece insanın kendisiyle, çevresiyle ve Yüce Yaratan’la barış içinde olmasını ve gönül huzuru bulmasını sağlayan güçlü bir kaynak, toplumda sevgi ve hoşgörünün, birlik ve dayanışmanın yerleşmesinde, ahlaki erdemlerin yaşanan değerlere dönüşmesinde en müessir rehber olmuş, sevinçte ve kederde bizi milletçe birleştirmiş ve geleceğe taşımıştır. Yüce dinimizin aydınlık bilgisini ve rahmet yüklü mesajlarını toplumun bütün kesimlerine ulaştırma sorumluluğunu üstlenen Diyanet İşleri Başkanlığı da, bugüne kadar, milletimizin teveccühüne ve yasaların tevdi ettiği görev ve yetkiye paralel olarak, ülkemizin en uç noktalarına kadar hiçbir ayırım yapmadan, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin üstünde kalarak milletimize hizmet götürme gayreti içinde olmuştur.

Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 3 / 10