|
Salı, 31 Ağustos 2010 10:54 |
|
İlçemiz Müftüsü Abdulkadir ÇAKIL'ın ramazan ayı mesajı;
RAHMET AYININ ARDINDAN
Rahmet ve bereket ayı olan Ramazan-ı Şerifi dolu dolu yaşadık ve sonuna geldik. Bu mübarek ay bütün güzelliğiyle bizleri sarmaladı. Nefsimizde, evimizde, camilerimizde, her yerde bunları hissettik. Sofralarımız bereketlendi. Okuduğumuz Kur’an hatimleri evlerimizi harabe olmaktan kurtardı. Hanelerimiz nurla doldu. Ruhlarımız günahların kir ve paslarından arınarak güzelleşti. Manevi duygularımız ziyadeleşti.
Allah Resulünün sözü ile Ramazan ayı, mağfiret ayıdır. Kul olarak bizlerin yıl içinde dünyevi hırs ve meşguliyetlerle işlemiş olduğumuz günahlardan kurtulacağımız bir aydır. Peygamber Efendimiz (s.a.v):”Ramazan-ı Şerif; evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu günahlardan kurtuluş ayıdır.” buyuruyor. Mevla’m güzel sonuçlar elde etmeyi nasip etsin. Şimdi Ramazan-ı Şerifte kazandığımız güzel duygularımızı ve alışkanlıklarımızı nasıl koruyabiliriz, nasıl devam ettirebiliriz, nasıl kalıcı hale getirebiliriz, bunları düşünmemiz gerekiyor. Maneviyatımızın sağlam olması, nefsimizin esiri olmamak ve gaflete düşmemek için, dinen uyanık olmak gerekiyor. Kulluk bilincini yitirmemek, nefsin ateşinde kavrulmamak, dünyanın bin bir çeşit dert ve kederiyle sağa sola savrulmamak için manen dinamik olmak gerekiyor. Unutmamak lazımdır ki, nefis daima kötülüğü emredicidir. Nefsimizi kendi başına bırakmamak, devamlı gemlemek gerekiyor. Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v); beni bir an bile nefsime bırakma Ya Rabbi, diye devamlı dua ediyor. Bir de Peygamberimizin şu duası benim çok dikkatimi çekiyor. Şöyle dua ediyor Efendimiz(s.a.v):”Allahım, seni daima hatırlamam (seni zikretmem) sana şükrümü eda etmem ve sana karşı ibadetlerimi güzel yapmam konusunda bana yardım et.” Demek ki sahip olduğumuz dini kazanım ve duyguları devam ettirebilmek için de yine dua etmek lazım.
Malumunuzdur ki Ramazan ayı, Kur’an ayıdır. Kur’an’ın yeryüzüne inmeye başladığı, bütün insanlığın Kur’an’la buluşmaya başladığı mübarek aydır. Ramazanda gerek Kur’an okuyarak, gerekse mukabelelere devam ederek Kur’an’ın manevi ikliminde dolaştık. Evlerimiz, camilerimiz Kur’an’ın nuruyla aydınlandı. Gönüllerimiz Kur’an ziyafetleriyle coştu. Bu coşkuyu devam ettirebilmek, nuruyla aydınlanmaya devam edebilmek onunla bağımızı koparmamaya bağlıdır. Çünkü Kur’an, hayat kitabımızdır, hidayet rehberimizdir ve şifa kaynağımızdır. Tabii ki onunla bağını koparmayanlar için. Birçok arkadaşlarımız belki de mecburi olarak mukabele okuma zorunluluğu sebebiyle sadece Ramazan ayında Kur’an’la meşgul oluyor. Hâlbuki Müslüman olarak her zaman Kur’an-ı Kerim’le alakadar olmamız lazım. En azından camilerimiz de belirli vakitler de çeyrek veya yarım cüz okuyarak hatim yapabiliriz. Böylece Ramazan dışında da Kur’an’la ilgilenmiş olduğumuz gibi, hem de bütün yıl boyunca camilerimizde Kur’an okunmuş olur.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
İmsak Vakitlerinin Belirlenmesi Usulü ile ilgili açıklama |
|
|
|
|
Cuma, 27 Ağustos 2010 14:50 |
|
İslam dininde ibadet vakitleri belirlenirken herkesin kolaylıkla tespit edebileceği bazı astronomik ve atmosferik alametler esas alınmıştır. Sabah doğu ufkunda şafağın belirmeye başlaması/fecr, güneşin doğuşu, güneşin öğleyin tepe noktasına gelip batıya meyletmeye başlaması, gölgelerin fey-i zevalden hariç bir misli veya iki misli olması, güneşin batması, batı ufkunda akşam şafağının kaybolması... gibi dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesinden kaynaklanan bu tür alametler fark edilebilir ve kişi ibadetlerini buna göre yapabilir.
Nitekim takvim ve saatin bulunmadığı dönemlerdeki uygulama böyle idi. Ancak günümüzde namaz ve imsak vakitlerinin saat ve takvimle belirlenmesinin, şafak ve fecr gibi atmosferik alametleri gözlemekten çok daha kolay hale geldiği de bir gerçektir. Özellikle şehir hayatında insanların söz konusu astronomik ve atmosferik olguları gözlemesi oldukça zordur. Ayrıca aynı yerleşim birimi veya coğrafyada yer alan Müslümanlar arasındaki birliğin sağlanması bakımından da vakitlerin hesapla belirlenmesine ihtiyaç olduğu açıktır.
Namaz ve oruç gibi ibadet vakitleri İslam fakih ve astronomlarının incelemeleri doğrultusunda asırlardır hesapla belirlenmektedir. Astronomi ilmindeki gelişmelerle günümüzde bu hesaplar daha dakik bir şekilde yapılabilmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı da, namaz ve oruç ile ilgili vakitleri hesapla belirlemektedir. Hz. Peygamberin açıklamaları ve bu bağlamda İslam âlimlerinin içtihatları, söz konusu hesaplarda esas alınacak şer’î ölçülerin temel dayanağını teşkil etmektedir.
|
|
Devamını oku...
|
|
Bilgisayar ve internet dünyasının karşı konulmaz çekiciliği |
|
|
|
|
Salı, 24 Ağustos 2010 08:01 |
|
-psiko-sosyal gelişim üzerindeki olumsuz etkileri-

Çocuk ve gençleri bilgisayar ekranı karşısına çeken en önemli içeriklerden bir diğeri, saldırganlık ve şiddetin sıkça kullanıldığı aksiyon, macera, korku ve gerilim türü programlardır. Özellikle oyun endüstrisi, çocukları ekran başına çekebilmek için her türlü yolu mübah görmektedir.
Televizyonun aksine karşılıklı iletişim imkânı tanıması açısından bilgisayar, çağımızın en güçlü kitle iletişim araçlarından biri haline gelmiştir. Kuşkusuz bilgisayarın bu güç ve etkinliği, hayatımızın her alanında kullanmayı alışkanlık haline getirdiğimiz internetten kaynaklanmaktadır. Herkesin üzerinde birleştiği bir görüş olarak günümüzde internet, bilgilenme, işlem yürütme, haberleşme, eğitim ve eğlence fonksiyonlarıyla hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Son onlu yıllardan itibaren bilgisayar, aile de dahil tüm özel ve resmi kurumlarda baş tacı konumundadır. Özellikle internet fonksiyonu aracılığıyla erişkinler için olduğu kadar çocuklar için de büyük bir eğlence, iletişim ve eğitim kaynağı olan bilgisayar kullanımı, yıllarla birlikte hızla yaygınlaşmaktadır. Yapılan araştırmalara göre dünyadaki internet kullanıcılarının sayısı, her yıl % 4 oranında artmaktadır. Türkiye’de internet kullanıcılarının sayısı yaklaşık 17 milyona ulaşmıştır. Diğer yandan internet kullanım yaşı, tüm dünyada gittikçe düşmektedir. Gelişmiş ülkelerin çoğunda internet, okul öncesi çocuklar tarafından alışkanlık düzeyinde kullanılmaktadır.
|
|
Devamını oku...
|
|
BAŞYAZI: Öz denetim ve ramazan |
|
|
|
|
Salı, 24 Ağustos 2010 07:56 |
|
BAŞYAZI
Öz denetim ve ramazan
Günümüzde teknolojik gelişmelerin sunduğu imkânlarla bütün dünyada büyük bir dönüşüm yaşanmakta, hızlı bilgi üretimine ve iletişimine bağlı olarak her alanda sürekli yenilikler meydana gelmekte ve bunlar hepimizin hayatını az veya çok bir şekilde etkilemektedir. İlgimizi ve dikkatimizi cezbeden dış etkenlerin çoğaldığı, dünya meşgalesinin ve koşuşturmasının hayatımızı âdeta ipotek altına alıp bir dakika olsun kendimize vakit ayırmamıza fırsat bırakmadığı bir ortamda Müslümanlar olarak öz denetimimizi yani nefis muhasebemizi de ihmal ettiğimiz aşikârdır.
Müslümanlık ve dindarlık esasen, insanın ötekini değil bizzat kendisini denetime tabi tutması, çevresindeki insanların hatalarını ortaya çıkarmak ve onları yargılayıp derecelendirmek yerine kendi hareket ve davranışlarını denetleyip yanlışlarını düzeltme erdemini göstermesi ile başlar. Huzur, sevgi ve saygı temelli bir toplumun inşası için böyle bir başlangıca hep ihtiyaç vardır.
İçerisinde bulunduğumuz ramazan ayı işte bu öz denetim hasletinin tekrar hatırlandığı müstesna bir zaman dilimidir. Ramazan ayı Kur’an’la buluşarak bilgilerimizi tazeleme ve hikmet penceresinden varoluşu kavrama, oruçla sabır ve şükür eğitimi alma, zekât, infak ve ikramla imkânlarımızı yanı başımızdakilerle paylaşma mevsimidir. Ramazan aynı zamanda, öz denetim yaparak bizim durup düşünmemizi, kendimize dönmemizi, geçmişimizle yüzleşmemizi, geleceğimizi tasarlamamızı ve en önemlisi de kendimizi tanımamızı sağlamaktadır. İçinde barındırdığı ibadetler ve hikmet dolu gelenekleri ile ramazan bize, hayatımızın asli çizgisinin ve genel idrak düzeyinin ne olması gerektiği konusunda bir tablo çizmekte, ömrümüzü kısa vadeli gündem maddeleriyle ve sonu gelmez hevesler uğruna boşa harcayıp heba etmememiz gerektiğini hatırlatmaktadır.
|
|
Devamını oku...
|
|
Kur'an'ın değişmediği bir kez daha ispatlandı |
|
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Pazar, 15 Ağustos 2010 04:27 |
|
Eski Diyanet İşleri Başkanı Dr. Tayyar Altıkulaç, 10 yıllık çalışma sonucunda orijinal 4 mushaf ile günümüz Kur'an-ı Kerim'ini kelime kelime ve harf harf kontrol ederek, aralarında herhangi bir değişikliğin olmadığını kanıtladı.
Altıkulaç, AA muhabirine, günümüz Kur'an-ı Kerim'i ile dünyadaki 4 orijinal mushaf üzerinde IRCICA ve Türkiye Diyanet Vakfı'nın katkılarıyla yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Yıllardır ''Kur'an-ı Kerim'in hiç değişmediği, tahrife uğramadığı''nın ifade edildiğini ancak kanıtlanamadığını dile getiren Altıkulaç, IRCICA ve Türkiye Diyanet Vakfı'nca basılan orijinal mushafların özel faksimile nüshalarının, Kur'an-ı Kerim'in herhangi bir değişikliğe uğramadan günümüze ulaşmış birkitapolmasıyla ilgili olduğunu söyledi.
Mushafların en eski belgelerinin kütüphanelerde saklı bulunduğunu ve kimsenin bunların kapağını açıp inceleme fırsatı bulamadığını anlatan Altıkulaç, teknolojik gelişmelerin sonucu dijital çekim sayesinde kütüphanelerdeki mushafları dijital ortama aktardıklarını ve kitap haline getirdiklerini kaydetti.
Orijinali Topkapı Sarayı Müzesi'nde bulunan ve Halife Hz. Osman'a izafe edilen Mushaf-ı Şerif'in IRCICA tarafından hazırlanan özel faksimile nüshası ile bugün dünyanın her yerinde okunmakta olan Kur'an-ı Kerim'i kelime kelime, harf harf, hatta diş diş kontrol ettiğini ve arada herhangi bir değişikliğin olmadığını tespit ettiğini anlatan Altıkulaç, aynı çalışmayı Kahire'de bulunan ve yine Hz. Osman'a ait olduğu söylenen El-Meşhedü'l-Hüseyni mushafı üzerinde de yaptığını kaydetti.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 2 / 10 |